English | Français
Erkin Üzerine
Erkin, Piyano Yapıtlarıyla Kompakt Disklerde
Evin İlyasoğlu

Evin İlyasoğlu, Ulvi Cemal Erkin'in doğumunun 90. yılında kaleme aldığı yazısında besteciyi kayıtları ve eserleriyle değerlendiriyor.

Dış İşleri Bakanlığı Kültür Dairesi bir zamanlar çoksesli Türk müziğini destekleyen CD'ler üretimine başlamıştı. Büyükelçi İsmet Birsel'in girişimiyle başlayan bu üretim, nice çağdaş bestecimizin kayda alınmasını, Hungaroton gibi bir plak firması tarafından basılmasını ve dünyaya yayılmasını sağlamıştı. İsmet Birsel'in Strasbourg'a atanmasından sonra bu projeler ağır da olsa yürütülmüş. Sanırım bu kez basılan CD'ler yurt içindeki radyolara, üniversitelere, müzik okullarına, ya da basının müzikle ilgili sütunlarına gönderilmekten çok, yalnız Dış İşleri Bakanlığının bünyesinde korunuyor. Bunlardan Ulvi Cemal Erkin'in yapıtlarına ait üç CD bestecinin ailesi tarafından geçen hafta elimize ulaştırıldı. Verda Erman, tüm solo piyano yapıtlarını bir CD'de toplamış. İkincisinde yine Verda Erman'ın solistliğinde Piyano ve Orkestra için Konçertant Senfoni, 2. Senfoni ve Köçekçe yer alıyor. Budapeşte Filarmoni'yi H. Şimşek yönetmiş. Üçüncü CD ise piyanist Deniz Arman Gelenbe'nin solistliğinde bir oda müziği demeti: Gelenbe, bestecinin piyano ve yaylı çalgılar dörtlüsü için yazdığı kenteti Haydn Kuvarteti ile seslendiriyor. CD'de ayrıca Erkin'in 11 piyano parçası ile Nevit Kodallı'nın piyanolu beşlisi de yer alıyor. Gerek Erman gerekse Gelenbe'nin kendilerine özgü yorumları ile seslendirdikleri parçaların kimi örtüşüyor. Bu da ayrı bir mutluluk getirmekte. Bugüne dek yurt dışında nice yapıtın birkaç değişik yorumcu tarafından seslendirilmiş olduğunu görerek özenirdik.. Şimdilerde Erkin'in yapıtlarıyla ülkemizde de CD'ler üstünde ayrı yorumlar, ayrı icracılar görmek olası artık. Bu durum gerçekten mutluluk verici. Zira her zaman yapıtlarının tümü seslendirilmiş tek bestecimiz olarak andığımız Erkin'i umarız yakında "yapıtlarının tümü CD üzerine kaydedilmiş" olarak anacağız. Bestecinin diskografisine göz atınca Hungaroton tarafından basılmış 7 CD'si; UPR, Carrillon, Orf M-Studios; Kültür Bakanlığından, Koch-Schwann'dan ve Belçika Müzesi Prodüksiyonundan basılmış birer CD'si olduğunu kıvançla görüyoruz. CD'lerin üstündeki yapıtları dinlediğinizde bugün hiçbir çağdaş bestecinin yazdıklarından farklı olmayan, üstelik bize özgü bir makamsal gizemsellikle aksak ritim öğesini de canlı olarak barındıran özellikler çıkıyor karşımıza. Ancak CD kitapçıklarındaki yapıt başlıklarının İngilizcelerindeki farklılık yarın öbür gün sorunlara yol açabilir. Ailesi ile bir anlaşmaya varıp özellikle piyano için yazdığı minyatür parçaların ortak İngilizce karşılığı sağlanmalı. Her bir CD'deki ayrı çeviriler dinleyicileri olduğu kadar yayın hakkı sahiplerini de karmaşaya götürebilir.

Ulvi Cemal Erkin'i 90.Doğum Gününde Anıyor muyuz?

Önümüzdeki hafta Ulvi Cemal Erkin'in 90. doğum günü. 14 Mart 1906'da doğan bestecimizi 15 Eylül 1972'de yitirmiştik. Her uygar ülke doğum ve/veya ölüm günlerinde sanatçıları için anma törenleri, konserler düzenler. Bunlar boşuna değildir. Çünkü genç kuşakların her zaman öncülerden öğrenecekleri çok şey vardır. Besteci, edebiyatçı, ressam olsun böylesi günlerde özenle hazırlanan etkinliklerde gündeme gelmelidir.Özenle sözcüğünün de altını çizmek gerek, çünkü ülkemizde hala böylesi bir gelenek yerleşmediği için, genel olarak baştan savılır bu tür törenler. Bu tür anmaların bir gereği de bu besteciler kimdir, hangi dönemi yaşamış, ne zaman ölmüş gibi bilgilerin geniş kitleye aktarılmasıdır. Bundan 5-6 yıl önce bir basın mensubu Ulvi Cemal Bey'in eşi Ferhunde Erkin'e Ankara'daki evinden telefonla arayıp, ille de Ulvi Bey ile görüşmek istediğini, onunla ilgili bir yazı ya da televizyon programı hazırlayacağını söylemiş; Ferhunde hanım ise eşini 1972'de kaybettiğini anlatana kadar akla karayı seçmiş. Konuyla ilgili kişiler bile yeterince donanımlı başlamıyorlar işe.

Evet, Ulvi Cemal Erkin'i, en çok çalınan yapıtı Köçekçesiyle anımsıyacaksınız hemen. Köçekçe, rengarenk paleti ile yakışır yakışmaz nice televizyon programına fon müziği oluşturdu bugüne dek. Türk Beşleri olarak anılan Çağdaş Türk müziğinin öncülerinden birisi, aynı zamanda usta bir piyanist ve yıllar boyu müzik kurumlarına hizmet vermiş bir eğitimci.

Ulvi Cemal Erkin, İstanbul'un Bakırköy semtinde dünyaya gelir. Yedi yaşında yitirdiği babası Mehmet Cemal Bey bir devlet memurudur. Müzik tutkunu, kültürlü bir annenin, Nesibe Hanımın yönlendirmesinde yetişir. Ağabeyleri Feridun ve Adan Cemal, küçük yaşlarında keman çalmaya başlarlar. Ulvi Cemal de ilk piyano derslerini annesinden alır. Sonra İtalyan asıllı Adinolfi'nin özel öğrencisi olur.

1917-1925 arasında Mekteb-i Sultani'de okur. İşgal altındaki İstanbul'u da, Cumhuriyet'in ilk coşkusunu da bu kurumda yaşar. Galatasary'da edindiği arkadaşlar genellikle müziğin ortak paydasında anlaştığı kişilerdir. En yakın arkadaşlarından biri gazeteci-yazar Nadir Nadi ve piyanist Fuat Turkay'dır. Nadir Nadi, Dostum Mozart kitabında o dönemin müzik ortamını şöyle anlatır: "O yıllarda okulumuzda klasik Batı müziğine önem veren bir akım vardı. Bu akımı bizden önceki ağabeyilerimiz başlatmışlardı. Ekrem Besim, Afif Tektaş, Muhiddin Sadak ve arkadaşları, arada bir konferans salonunda triyolar ve düetler çalarlardı"

1925'de Atatürk'ün buyruğu ile güzel sanatların çeşitli dallarında öğrenim görecek gençleri seçmek amacıyla bir yarışma sınavı açılır. Kazananlar arasında Ulvi Cemal Bey'in dışında Cezmi Rıfkı Erinç ve Ekrem Zeki Ün de vardır. Böylece Paris'e giderek Paris Konservatuvarında Jean Gallon ve İsidor Philipp ile, ardından Ecole Normale de Musique'de Boulanger ile çalışır. 1930'da ülkeye döndükten sonra piyano ve kompozisyon öğretmeni olarak görev yapar. 1932'de piyanist ve öğretmen Ferhunde Erkin ile evlenir. 1936'da yeni kurulan Ankara Konservatuvarı'nın piyano bölüm başkanı, 1949-51 arasında aynı kuruma müdür olur. 1971'de Devlet Sanatçısı ünvanını alır. Ulvi Cemal Erkin'in anısına 1991 yılında Sevda Cenap And Altın Onur Madalyası verilmiştir. Yurt dışından da İtalyan ve Fransız nişanlarına sahiptir.

Ulvi Cemal Erkin kendisi de usta bir piyanist olduğundan, piyano için pek çok eser bestelemiştir. Eşi Ferhunde Erkine adadığı piyano konçertosunu Ferhunde Hanımın Berlin'de 1943 yılında bombalar altındaki salonda çalıp tamamladığı konser, efsaneleşmiştir. Besteleri, Türk halk dansları; geleneksel modlar ve gizemli İslam felsefesinin öğelerinden kaynaklanıp Batı müziği kurallarıyla birleşir. Melodi zenginliği ve ritim canlılığı ile Erkin, tüm yapıtları seslendirilmiş ve yapıtları en çok kompakt disk haline dönüşmüş tek Türk bestecisidir.

Ulvi Cemal Erkin'i 90.yılında anmak için orkestralarımızın onun yapıtlarını seslendirmesini beklerken, yazı biçemini tartışan paneller düzenlenebilir; yapıtlarını CD'lerden dinleterek konferanslar verilebilirdi. Ayrıca, onca yıl bir eğitimci ve yönetici olarak emek verdiği Ankara Devlet Konservatuvarı Ulvi Cemal Erkin adına genç bestecilere kompozisyon yarışması açabilirdi.