English | Français
Erkin Üzerine
Ölümü üzerine, basından seçmeler
Faruk Güvenç, 6 Kasım 1972, Özgür İnsan
"Ulvi Cemal Erkin dört arkadaşıyla, dört yaşıtıyla ‘çoksesli ulusal müzik' akımını getirdi. Türkiye'ye ve bu akımın en içten, en kolay, en anlaşılır, en inandırıcı örnekleri verdi. Köçekçe adlı dans rapsodisinin bugün hani neredeyse İzmir Marşı kadar halka malolöması, mlli marşıjız kadar Türkiye'ye ve Türkleri temsil etmesi sebepsiz değildir. Herhalde tanıyan da tanımayan da unutamayacaktır bu duygulu, heyecanlı, ele avuca sıuğmaz adamı. Aklına geleni söylemek, düşündüğünü yazmak, hissetiklerini notaya dökmek gibi bir erdemi vardı Ulvi Cemal Erkin'in. Kinsizdi, hırssızdı, çocuk gibi alıngandı. Ve tepesi bir attığı zaman koroner damarlarını, infarktlı kalbini düşünmeden bomba gibi patlardı. İkinci senfonisini banda alırken yanlış anladığı bir söz yüzünden orkestraya nasıl küsürverdiğini, bütün notaları toplayıp evine nasıl taışdığını dün gibi hatırlarım. O günden sonra Ulvi Cemal Erkin, eserlerini seslendirsinler diye, bir defa bile çalmamıştı orkestranın kapısını. Böyle bir kalp adımıydı, o kadar onurluydu.

Ben sevgili Uvli beyimizi insan üstü yetnekleriyle ve insanca kusurlarıyla hiç unutmayacağım ama çocuklarım, çocuklarımın çocukları bu büyük öncüyü, bu sıcak besteciyi daha yüksek bir yere oturtacak, biraz dagha uzaklardan bakınca onun yaptıkların daha iyi değerlendirecek bundan eminim

"... Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası onun bütün eserlerini severek çalmıştır, beğenerek çalmıştır. Açık yüreği, taşkın heyecanları, yanardağı andıran hiddeti patlayışları, neşesi ve sevgisi eserlerine bu kadar yansımış, bu kadar sinmiş bestecilere her köşebaşında raslayamayız... Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri adına Faruk Güvenç (Konser programından)

Faruk Güvenç, 27 Eylül 1972, Cumhuriyet Gazetesi
".... Bugün Köçekçe adlı rapsodisinin ağırlık, ustalık ve önem yönünden Liszt'in ‘İkinci Macar Rapsodisi'nden, Kodaly'nin ‘Galanta Dansları'ndan hiçbir farkı yoktur. Yarattığı bütün ezgiler gerçek bir ilham ürünleridir.

Erkin bir halk adamımızdı. Yazdığı her nota yüreğinin derinininden gelirdi. Onun için bütün eseleri inançlıdır, etkileyicidir. Ulvi Cemal Erkin herbiri daha sağlığında klasikleşmiş bunca yapıt verdikten Türkiye'de yeni bir akıma öncülük ettikten sonra gözlerini kapamış, aramızdan ayrılmış ne çıkar?

Fahamettin Özgüç, Filarmoni Dergisi, Kasım 1972
"Bestecilerimiz içinde en renklisi olduğu söylenebilir. Bir yazar onu ‘Anadolu'nun kokusunu, rengini ve sesini, batının tekniğiyle çağdaş kalıplar içinde ustaca döken' kişi olarak tanımlıyor. İçtenliği, duygululuğu ve akıcılığı yanında canlılığı daima genç kalışına bağlanabilir. Müziğinde geleneksel Türk-ve-halk müziğinin özelliklerini ezgi, tartı ve armoni yönünden en güzel biçimde bir araya getirmiştir. "Bitişik hareketlerle ses yürüyüşleri arpejlerden çok dizi figürleri, dörtlü ve beşlilerden yapılma akorlar, kemençe etkileri, iki ve üç vuruşun bir arada kullanılması, çok kez Karadeniz tartılarına bağlanış, dolgun ve orijinal armoniler arama, Türk-müziğinden gelen doğaçtan çalma ve Fransız izlenimciliğinin etkisi, bestelerinin özellikleri olarak belirtilebilir. Biçim bakımından çok kez klasik düzene bağlı kalmakla birlikte, bölümlerin gidişini değiştirir ve bölümleri kendine özgü karışımlar içinde sunar. Sonat, senfoni ve konçerto gibi türlerde ilk bölümleri genellikle batıya, ardından gelenlerse halk kaynağına yöneliktir. Ağır bölümleri ağıt, son bölümleri ise köçekçe ya da horon karakterini taşır. Opera dışında hemen her müzik türünde eser oluşturmuştur. Atamızın işaret ettiği yeni müzik yaşamının doğuşuna katılna, yaşaması için büyük çaba gösteren, elli yıldan uzun bir süre kendini müzik sanatına adayan Ulvi Cemal, eserleri ile daima aramızda yaşayacak, belki de yarın bugünden daha çok anılacak onlarla.